29 Haziran 2012 Cuma
121.damla
Etiketler:
anayurt,
aşk,
aşk acısı,
aşk şiirleri,
ayrılık,
celan,
düş,
göz,
hüzün,
jilet,
jilet kesiği,
kansız,
Necip Abdurrahmanoğlu,
Necip Salacan,
vatansız,
yıldız,
zozan
28 Haziran 2012 Perşembe
120.damla
Kim bilir kimin hangi duasına bağlı, hâlâ helâk olmayışımızın bir Allah biliyor olan sırrı...
Necip Abdurrahmanoğlu
119.damla
Şapşal
Ah şapşal, nedir sendeki bu hal?
Bir söze kanıp sükûnette altın aranmaz,
Konuşacak yerse konuşacaksın önce;
Sükûnetle çoğu zaman çare bulunmaz.
Bilemezsin, sobelediğim her çocuk,
Beslediğim her güvercin kurşuna kurban gitti,
Ah şapşal, uyan artık!
Barış terk-i diyar için atına binip gitti...
28.06.2012
28.06.2012
İnegöl
Necip Abdurrahmanoğlu
26 Haziran 2012 Salı
118.damla
Kanı sudan ucuz hale getirmek isteyen bir zihniyet olduğu müddetçe barış bu ülkeye bin yıl daha gelmez...
Necip Abdurrahmanoğlu
25 Haziran 2012 Pazartesi
117.damla
Ahlak ve fazilete dayanmayan bir medeniyet binilen atı bataklığa sürmek kadar tehlikelidir...
Necip Abdurrahmanoğlu
24 Haziran 2012 Pazar
116.damla
18 Haziran 2012 Pazartesi
115.damla
Delirmek Üzereyim
Küçülmüş bu
alemde her kavram,
Her insan,
insanlık; her şey, her
varlık;
Biz Van
Gölü'ne bile yakıştırmaya utanırken
Bu şehirde
her kızın ismi deniz.
İsyanımın
çıbanları batıyor inleyen yüreğime,
Karpuz
sergisine çıkmış gibi göğüsler ve basenler,
Nenemin el
çatlaklarına kurban olayım,
Söyleyin, biz
eşref-i mahlukat mıyız?
14.06.2012
İnegöl
Necip Abdurrahmanoğlu
Etiketler:
arsenik,
ecza,
karpuz,
Necip Salacan,
nem
29 Mayıs 2012 Salı
114.damla
![]() | |
|
28 Mayıs 2012 Pazartesi
113.damla
Öğrenciyim,
ders çalışıyorum;
mezun olmak istiyorum,
annemi özlüyorum,
cenneti istiyorum,
bir kızı seviyorum...
aman Allahım!
ne zor bir durum..
Necip Abdurrahmanoğlu
27 Mayıs 2012 Pazar
112.damla
Ne zaman ki boynum kılıçtan korkar hale gelir, işte o zaman bilin ki içimdeki şair ruh çoktan ölüdür...
Necip Abdurrahmanoğlu
.
111.damla
Gerçek şair, uyumadığından ve uyutulamadığından rüya tabirlerine ihtiyaç duymaz...
Necip Abdurrahmanoğlu
.
110.damla
"Filistin'de çocuk olmak..." olamıyorum kardeşim; ne ellerim küçük, ne de yüreğim o kadar büyük...
Necip Abdurrahmanoğlu
109.damla
![]() |
Ihlamur Kokulu Yarim
Oyy sevgilim,
Senin ıhlamur kokun, Yıldız gözlerin, Gamzelerin, Elma yanakların vardır... Namertler, Zorbalar, Kurtlar, Çakallar kıskanırlar, Çalmaya kalkarlar senbenden… Gel sevgilim, Kaçalım, Gidelim buralardan Bir çakalın namlusuna Ferman düşürme beni. Gel sevgilim, Ciğeri kocaman bir sevda tutuşturalım Kaderi kanlı sevdalara! El etek çekelim Yalandan, Dolandan, Sözü her dem satılık Beş paralık insanlardan. Bir gece vakti kaçalım, Gidelim buralardan; Çıkalım dağlar başına, Gün doğmadan, Laf olmadan, Ovanın hayınları, Fesatları, Kan emicileri uyanmadan. Gel sevgilim, Dağlar başı bize göredir; Oranın sakinleri kuşlar, Böcekler, Kömür gözlü ceylanlar, Güller, Sümbüller, Avcı görmemiş kekliklerdir. Hem dağların doğasında kaypaklık yoktur, Oranın havası, Suyu, Sevgisi serttir; Hayvanı hayvan da olsa merttir. Gel sevgilim, Ovanın ahtapotlarına inat Ekmeğe sarılır gibi sarılacağız, Dağlar başında gülendam kızlar, En hasından yiğitler doğuracağız… Yeter ki Saçından, Gözünden, Güzelliğinden, Ihlamur kokulu teninden Bir tutam düşür toprağa. Korkma, Ektiğin tohumu bırakmam garip; Ona Munzur’dan direnç, Karadeniz’den yağmur, Alamut’tan güneş, Van Gölü’nden efsun, Fırat’tan yiğitlik, Menderes’ten cilve, İstanbul'dan dünyayı getireceğim.
Necip Abdurrahmanoğlu
|
Etiketler:
aşk,
aşk şiirleri,
çakal,
elma,
elma yanak,
ferman,
gamze,
ıhlamur,
İstanbul,
karadeniz,
kurt,
love,
Necip Abdurrahmanoğlu,
sevgili,
van gölü,
yıldız,
zorba
108.damla
O gemi bir daha gelmeyecekse benim umutlarım neden hala büyüyor...
Necip Abdurrahmanoğlu
.
.
Etiketler:
aşk,
gemi,
hüzün,
Necip Abdurrahmanoğlu,
umut
26 Mayıs 2012 Cumartesi
107.damla
Yazdıklarından dolayı öleceksin dedi, bir gün zaten öleceğimizi unutmuştu; fark ettim, sustum...
Necip Abdurrahmanoğlu
.
Etiketler:
gün,
Necip Abdurrahmanoğlu,
ölmek,
yazı
105.damla
Sitem
Ben yürekten sevmiştim,
Ben yürekten sevmiştim,
Allah'ım buna şahit;
Sevgim hiç azalmadı,
Yüreğim sana ait...
Necip Abdurrahmanoğlu
25 Mayıs 2012 Cuma
104.damla
Bir insanın yapabileceği en büyük şey kendini tanımak, en güzel şey ise haddini bilmektir.
Necip Abdurrahmanoğlu
103.damla
Çaresiz Bir
Coğrafyanın Şiiri
Utanırım,
Ağlayamam,
Erkekliğim kudurur yanı başımda,
Ele güne karşı dik durmak eğilimindeyim,
Kırılır boynum,
Düşer alnım,
Çatlar dinamit kuyusu kalbim,
Susarım,
Kızarım,
Ölürüm ama
Ağlayamam...
Şairlere ilham olur kanım,
Süt annemi asit kuyularında ararım,
Oy bıra dilim kesik,
Bedenim üryan,
Damarımda ceyran dolaşır...
2011 Tbilisi
Necip Abdurrahmanoğlu
Etiketler:
bıra,
ceyran,
coğrafya,
damar,
dinamit,
dinamit kuyusu,
erkek,
erkeklik,
Necip Abdurrahmanoğlu,
süt,
süt anne,
şair,
şiir
24 Mayıs 2012 Perşembe
102.damla
![]() |
Maveraya Yolculuk
Moruk
kederlerin en taze tebessümünün
Göğsü kabarık bir nehre kapılmış esrik bakışlarıyım, Umut dağlarını sırtlaması gibi bir devin Sırtladım ışıklarımı kamburuna gözbebeklerimin. Şimdi gecenin saçını sakalını ağartan bir dolunayım Mem hatırına Zin kabrine ışık tutmaktayım, Bir kahraman olarak görülüyorum yalancı aşklar girdabınca; Attığım her adımda ay/aklarımdan tutuyor taze kanlı bir cenin Lakin biliyorum yolum uzun, Ki çatlamadı kabuğu henüz fosforlu gecenin. Kör olmamak adına kepenklerini indiriyor, gözlerimi gören yıldızlar Kuşkonmaz ağaçlar eşliğinde yürüyoruz Fırat, Dicle ve ben Kanayan güller biriktiriyoruz Yusuf Kuyusu gamzelerimize Tehir mutluluklara taşırken dünyanın bakir güzelliklerini Sığındığımız zindanlara öptürüyoruz çığlığımızın kanlı gözlerini. 31.10.2010 Tiflis
Necip Abdurrahmanoğlu
|
Etiketler:
bakir,
bulut,
çığlık,
Dicle,
esrik bakış,
Fırat,
fosfor,
güzeş,
kambur,
kuşkonmaz,
mavera,
mem-u zin,
Necip Abdurrahmanoğlu,
nehir
101.damla
Bize Karlıofça antlaşmasının maddelerini papağan gibi tek tek ezberleteceğinize Viyana'ya niçin gittiğimizi anlatın a be ahmak tarihçiler; tarih bilinci bu şekilde oluşturulur, papağanlık yaptırılarak değil...
.
17 Mayıs 2012 Perşembe
100.damla
Farklı Hayatlar
Güneşin
çapaklı gözlerinden garba sunulurken
Geleceği bol,
umut yüklü hayatlar,
Gün,
doğuda her gün
paslı bir maşrapadan sunulur
Ve her çocuğun
kartal bakışından
Yola henüz düşmüş
bir kervanın heyecanı
okunur...
Necip Adurrahmanoğlu
14 Mayıs 2012 Pazartesi
99.damla
![]() |
Sevgilim
Yağmur değince bu şehrin topuklarına
Sana Yeşil Türbe'den dua getireceğim,
Bırak eşikte kalsın kesik kollu geçmişler
Kudüs'ten Amed kokulu bir ses getireceğim.
Ben ki sahibini arayan garip bir köleyim,
Bir ney sesine sığacak kadar küçük kimliğim;
Ağlayan çocuk kadar masum bir dille
Sana en güzel şarkılarımı söyleyeceğim.
Sevmek ağacın baharda yeşillenmesidir,
Gecenin gündüze şamarıdır ayrılık,
Uzat dudaklarını bir buse kondurayım
Güneş kadar sıcak,ana sütü gibi ılık...
14.05.2012/Yalova
Necip Abdurrahmanoğlu |
Etiketler:
Amed,
ana sütü,
aşk,
aşk şiirleri,
dudak,
gece,
güneş,
Kudüs,
Necip Abdurrahmanoğlu,
Necip Salacan,
ney,
yağmur,
Yeşil Türbe
98.damla
İslam, dağların bile omuzlamayı göze alamadığı ve alamayacağı bir davayı insana yük etmeden yükleme tekniğidir.
Necip Abdurrahmanoğlu
Etiketler:
Allah,
dağ,
dava,
İslam,
Necip Abdurrahmanoğlu,
Necip Salacan
9 Mayıs 2012 Çarşamba
97.damla
![]() |
Hayret-feza Ahenk Bir yola düşmüşüz ki kıvrım kıvrım kıvrılmış,
Önü görmek
imkansız, geçilen yol kapanmış.
Her şey ahenk içinde muazzam işlemekte,
Gündüz güneş
gezerken gece ay görünmekte.
Yağdan kıl
çeker gibi her gün bir yolcu kayar,
Uğurlama
bitmeden yeni yolcular doğar.
Dev cüssesi
hep aynı dimdik duran dağların,
Çatlamaz dudakları üfleyen rüzgarların.
Aklı hayrete
salar çivisiz dev bulutlar,
Darvin
bey(!) açıklasın: onu maymun mu sırtlar?
Sersemleşip
saçmalar inançsız kör feylesof,
Bu muazzam
ahenge hangi akıl der ki kof
25.09.2008 / Tiflis
Necip Salacan
|
8 Mayıs 2012 Salı
96.damla
Oğlum!
Koş bir minder getir,
Hemen uzat
Devletimin altına;
Üşütmesin,
Başı ağrır,
Boynu tutulur,
Bomba atamaz halkına...
Necip Abdurrahmanoğlu
7 Mayıs 2012 Pazartesi
95.damla
Sen benden gidersen deprem olur,
Yer açılır,
Ben kendime gelirim;
Ey yar!
Sen bana gel ki
Ben kendimden gideyim...
Necip Abdurrahmanoğlu
6 Mayıs 2012 Pazar
5 Mayıs 2012 Cumartesi
92.damla
İnsanlığa Sesleniş
Gökte karanlık bile boğmazken yıldızları,
Ne hakla öldürülür dünyanın çocukları?
sadece İsrail'e değil; zulmeden, insan onuruna tecavüz eden, katleden, yok sayan, yok etmeye teşebbüs eden herkese, her millete, her devlete lanet olsun!
Necip Abdurrahmanoğlu
3 Mayıs 2012 Perşembe
Allah'ı yaşamın merkezine alarak kazanmak ya da almayarak kaybetmek
![]() | ||
Düşünün ki bir kasabada 500 katlı bir asuman delen(gökdelen) kurulmuş ve o gökdelenin yüksekliği dolayısı ile şehrin her noktasına hakim olması kadar doğal bir şey olmasa gerek. işte bu noktada onun her köşe başına dikilmeye ihtiyacı yoktur kasabaya hakim olmak için. ileri seviyede teknolojiden faydalanarak gayet rahat ve keyfi yerinde bir ruh haliyle şehrin her halinden ve her saniyesinden haberdar olabilir. Ve yine düşünün ki o şehirde yaşayan her bir bireyin yaşamını idame ettirmek için bir iksire ihtiyacı var ve o iksir sadece o muhteşem ve muazzam gökdelende bulunmaktadır. İnsan yaşamını idame ettirmek için ya gayretli olup bir an önce o binaya ulaşmanın gayretine girer ya da miskinliği ve yaşadığı ana düşkünlüğü dolayısıyla gaflete düşerek ve o iksire ulaşması gerektiğini bile bile ve yine o iksirin nerede olduğunu kendi ismi cihetinde bilmesine mukabil gitmez, o anki zevklerden elini çekemez ve gökdelene ulaşmak için kat edilmesi gereken yolda cefa çekmeyi göze alamaz. İşte bir müddet sonra sefilce yaşamda kalma mücadelesi verir ve binler batman eziyet ile ve cefa çeke çeke yaşam mücadelesinde yenik düşer ve kaybeden taraf olur.Oysa o gökdelen gayet görünür bir durumdaydı ve sadece ona ulaşmak için biraz fedakarlık ve biraz cefa gerekti.Elinde bir harita olmasına rağmen yolu arayıp bulmayan ve gökdelene ulaşamayan bir sefilin hayat mücadelesini kaybetmesi dolayısıyla kim diyebilir ki gökdelen onun ayağına gitmedi ve gariban öldü. O, sefil olmasaydı da gayet görünür bir şekilde kurulmuş ve bunla da yetinmeyip herkese ve her yere haritasını dağıtmış bir gökdelene ulaşsaydı der aklı başında olan her kişi. Yani sonuç olarak her birey, gökdeleni ulaşılması gereken yol olarak belirleyip yani onu merkeze alıp ya bir çok yollar deneyerek ya da aklını ve becerisini kullanarak kestirme bir yol bularak o gökdelene ulaşmak noktasında çaba sarf eder. Sefil olan da o gökdelen şayet o kadar yüksek bir teknolojiye sahipse ve o kadar muazzam ise o benim ayağıma gelsin der ve bu noktada kaybeder. |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)