11 Şubat 2013 Pazartesi
10 Şubat 2013 Pazar
157.damla
![]() | |
|
16 Ocak 2013 Çarşamba
156.damla
155.damla
![]() | |
|
15 Ocak 2013 Salı
154.damla
![]() | |
|
14 Ocak 2013 Pazartesi
153.damla
9 Ocak 2013 Çarşamba
152.damla
![]() | |
|
6 Ocak 2013 Pazar
151.damla
![]() | |
|
Etiketler:
akşam,
günah,
haylaz,
huzme,
kemik,
minare,
Necip Abdurrahmanoğlu,
ölüm,
ölüm şiirleri,
ruh,
seda,
sefiller,
sela,
şimşek,
yağmur,
yaşam
4 Ocak 2013 Cuma
150.damla
Etiketler:
artı,
düşünce,
eksi,
hayat,
insan,
matematik,
Necip Abdurrahmanoğlu,
negatif,
olay,
olgun,
pozitif
31 Aralık 2012 Pazartesi
149.damla
27 Aralık 2012 Perşembe
145.damla
Zulüm tarlasına hapsedilmiş boynu bükük bir İstanbul Lalesi olmaktansa zulme karşı dimdik duran bir çöl kaktüsü olmayı her zaman yeğlerim.
Necip Abdurrahmanoğlu
23 Aralık 2012 Pazar
16 Aralık 2012 Pazar
147.damla
12 Aralık 2012 Çarşamba
21 Kasım 2012 Çarşamba
144.damla
143.damla
20 Kasım 2012 Salı
142.damla
![]() | |
|
19 Kasım 2012 Pazartesi
11 Kasım 2012 Pazar
10 Kasım 2012 Cumartesi
139.damla
7 Kasım 2012 Çarşamba
138.damla
5 Kasım 2012 Pazartesi
138.damla
5Nolu Görüşme
zincirler söküldü,
kapılar açıldı,
annem önde,
zincirler söküldü,
kapılar açıldı,
annem önde,
devlet peşinde;
kırk derde
kırk darbe
vurmaya hazır
kırk gardiyan
kırk copla
hazır kıta
tek siperde.
karşı duvarda kodaman puntolarla: "TÜRKÇE KONUŞ ÇOK KONUŞ"
- ez Tırki nızanım.
- çık dışarı devlet düşmanı!
...paaattt...küütttttt.... ve PAT pat....ve küt KÜT ve küt...
biz insanlığımızı kırk sene böyle büyüttük.
Necip Abdurrahmanoğlu
Tiflis2011Aralık
ez Tırki nızanım: ben Türkçe bilmiyorum.
------
not: bu şiirimin faşistleri gıdıklayacağını biliyorum ama neylersin,
ben masal yazmadım;
ben bir şairim,
ürkerler gölgemden
kül kedileri,
adıma çizdiğim
renksiz dünyamda
saklanır Kaf Dağı,
ötmez Ankalar.
kırk derde
kırk darbe
vurmaya hazır
kırk gardiyan
kırk copla
hazır kıta
tek siperde.
karşı duvarda kodaman puntolarla: "TÜRKÇE KONUŞ ÇOK KONUŞ"
- ez Tırki nızanım.
- çık dışarı devlet düşmanı!
...paaattt...küütttttt....
biz insanlığımızı kırk sene böyle büyüttük.
Necip Abdurrahmanoğlu
Tiflis2011Aralık
ez Tırki nızanım: ben Türkçe bilmiyorum.
------
not: bu şiirimin faşistleri gıdıklayacağını biliyorum ama neylersin,
ben masal yazmadım;
ben bir şairim,
ürkerler gölgemden
kül kedileri,
adıma çizdiğim
renksiz dünyamda
saklanır Kaf Dağı,
ötmez Ankalar.
137.damla
Aman!
Yol uzadıkça uzar,
Etrafımız toz duman
Beynimiz misket kadar,
Yol uzadıkça uzar,
Etrafımız toz duman
Beynimiz misket kadar,
Düştüğümüz dert umman,
Ölüler sandık sandık,
Karışmış sapla saman,
Uyanmasın insanlık,
Aman dikkatli davran...
Ölüler sandık sandık,
Karışmış sapla saman,
Uyanmasın insanlık,
Aman dikkatli davran...
Necip Abdurrahmanoğlu
28 Ekim 2012 Pazar
136.damla
Kendinden geçtiğin yerde seni bekleyen şeydir aşk. Ne kadar kaçarsan kaç sadece kendinden kaçarsın, yüreğini hırpalayan aşktan değil.
Necip Abdurrahmanoğlu
5 Ekim 2012 Cuma
135.damla
Yağmuru boncuk bir akşam üstü
Hüzne gark olursa demli gözlerin,
Üzülüp iç çekme Yusufi kuyulardan
Kayalara çarpan istiridyeyi düşün...
Necip Abdurrahmanoğlu
27 Eylül 2012 Perşembe
135. damla
Sürat bir savaşta en büyük silahtır. Çünkü zaman seni hem psikolojik olarak, hem de fizyolojik olarak yıpratacaktır. Fakat sürat acelecilik değildir.
Necip Abdurrahmanoğlu
.
23 Eylül 2012 Pazar
28 Ağustos 2012 Salı
Fırıncı Mehmet Ağabey ile Dünden Bugüne
|
1 Ağustos 2012 Çarşamba
132.damla
![]() |
"A" ile "N" Arasında Bir Şiir
Akşamlarını sevmiyorum bilmem bu
ne olasıca şehrin,
Kim bilir belki de korkuyorum yalnızlıktan, koyu karanlıktan. Pencereden bakmaya korkuyorum akşamları, bir yıldız kayar diye, Akşamlar beni boğuyor, beni ürkütüyor kapkaranlık akşamlar. Yağmur şıpırtısına dayanamıyorum, hele yağmur şıpırtısına, Bir hüzne boğulurum ki anlatamam, buğulanır gözlerim Sefih gökkuşağını bekler gibi oturum, dizlerimi kendime çekerek, Yağmur ıslatır penceremi ve gönlümdeki masum garip gülleri. Şamdanlardan süzülen ışık kezzap misali eritir tenimi, Bir yol ararım buzdan avuçlarıma sıkıştırmış olduğum başımla, Bir yol ararım bilmem bu ne olasıca şehirden kurtulmak için, Şakırdayan yağmur ürpertir ve boğdukça boğar beni karanlıklarda. Etrafıma acayip sesler kümelenir akşamları, bir acayip gölgeler, Hayattan bir iz göremiyorum; her şey soluk, her şey ölü ben dahil. Bir el dikiliverir gözlerimin önüne ve parmaklık misali parmaklar, Ebruli sessizlikler altında uzadıkça uzar soğur ince, narin her biri. Mavzer misali, volkan misali patlamak isterim şehri yok etmek için, Gök yırtılmasın diye bütün avazımla haykırmaktan vazgeçerim. Denizden uzak yaşamaya mahkum bir martının çığlığı gelir kulaklarıma, Mağrur bir bedenin süzülüşü ilişir gözlerime inceden inceden. Cürüm işlemiş bir mahkum misali dört duvar arasında biter mecalim, Meğer bana memnu imiş yıldızlardan güzel bir çift göze vurulmak. Göğe açılan avuçlarım dualarla karıncalanır, ıslanır birkaç damla yaş ile, Cananın cazibesine meftun olmanın ıstırabını yaşarım her akşam. Efkar soluklamak, bir başkadır yapayalnız, koyu karanlıklarda; Sıcacık kuş tüyü yataklarda keyifle mışıldamaya benzemez! Sen bilemezsin ey sevgili bir başkadır soğuk karanlıklarda sabahlamak, Emsalsizdir eller semâya yükselirken meleklerle sessiz sessiz ağlaşmak. Yırtıcı kuşlar iner yüreğime gecenin bir vaktinde, beni yalnız gördükçe, Çırılçıplak duvarlarda yankılanan çığlıklarım bir bir kulaklarımda buluşur. Çaresizliğim ve paramparça yüreğimle karaya oturmuş dev bir gemiyi andırırım, Yalnızlık yutkunduğum gecelerde Azrail'i sabırsızlıkla bekleyen yarı ölüyüm ben. Lambalarıyla karanlığa meydan okuyan şehri yakmak isterim bir gecede, Ben yanacaksam bu şehir de yansın! Diye haykırırım dansöz misali kıvrılan sokaklara, Şeytanlarla birleşip aklımdan geçenleri yapmaya zorlar yalnızlık ve karanlık, Lakin birden bire cananın can alıcı o yıldız gözleri ilişir gözlerime.
Alaca karanlıkta rüzgarın
fosurtularına yaprakların hışırtıları eşlik eder,
Aniden göğün derinliklerinden bir çift yıldız kayar ve kayboluverir gözlerin, Ve bu şehre olan bütün nefretim, kinim sıkmış olduğum avuçlarımda birleşir, Anlayacağın bu şehir yakılmadıysa bir gecede senin emsalsiz gözlerin içindir. Nereye baksam bir çift göz ve sigara dumanı gibi kıvrılan bir beden, Çırılçıplak duvarlarda yankılanan iki heceden ismin, yani kısacası sen. Sen bilemezsin ey sevgili denizden uzaklaştırılmış bir martının çığlığını, Nereden bilebilirsin ki bir ölünün bir çift gözle tekrardan ruh bulacağını?
Tiflisikibinyedi
|
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)