Hasankeyf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hasankeyf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2012 Pazar

79.damla


Havin

Tahttan düşürülmüş bir kentin çocuğuydu Havin,
Hasankeyf gibi boynu bükük, gözü yaşlı
Ve ayakları üryandı;
Yanakları elma kızılı ve derin gamzeliydi,
Dudakları babasının elleri gibi çatlak,
Gözleri annesinin acısı kadar büyüktü.

Karasını bahtından almıştı örgülü, uzun saçları,
Ellerine kına yakılmıştı bileklerine kadar,
Alnına zift çalınmış beyaz güvercinler topluyordu bakışları,
Zülfikardan bir iz yoktu narin, gevrek dudaklarında,
Ana sütü gibi paktı Havin;
Bilmezdi nasıldır sıcaklığı bir başka elin.

Gözünü kan bürümüş bir avcının kurbanıydı o,
Çekmişti elini eteğini umut memleketinden,
Rüyasında bile bir Mem endamı görmemişken
Dudağına Zin Türküsü’nün tınısı yapışmıştı aniden.

Gözlerinin ferini mezar taşlarına bağlamıştı,
Şimdi bin yıl uzunluğundaydı bütün dalgınlıkları,
Her bir hayali küflenmişti avuç içi duldalarında,
Münzeviydi artık karakalem çalışması hayatında.

Geçmişinden kalma tozpembesi yoktu Havin’in,
Gün be gün çatlak alnına sızıyordu geri kalan günleri,
Gözyaşından okyanuslar biriktiriyordu Yusuf Kuyusu gamzelerine,
Ekşimtrak ölümü içmişti, hayatın tatlı şerbeti yerine.

Tamı tamına yirmi yaşındaydı Havin,
Yani ömrünün baharındaydı henüz,
Fakat mevsimlerinin boynunu vurmuştu cellatlar,
Müebbetle zincirlemişlerdi onu zemheri ayına.

Bir zalimin namlusuna ferman düşmüştü sevdiği,
Bu nedenle Havin mütemadiyen ağlıyordu,
Kırık mandallarla asıyordu bir uçuruma geleceğini,
Derd-i yar ile çoğalırken kanayan sol yanından
Gıdım gıdım eriyordu güneş görmeyen tarafından.

24.12.2010 Tbilisi
MaviAda Dergisi 21.sayı

Necip Abdurrahmanoğlu


23 Nisan 2012 Pazartesi

66.damla


Havar

...
...
...

Oy bıra!
Edison’un denemediği kadar denediler
Elektriği üzerimize,
Mal gibi,
Ampul gibi!
Candık,
Dayanamadık,
Feryat feryat yadık!
Yandık!
Yandık!

2011 Agmashenebeli

Necip Abdurrahmanoğlu

11 Nisan 2012 Çarşamba

7.damla


Şairin Ölümü

Çökmüş omuzlarıma yük olan hayatımı savuracağım,
Kınından fırlamış bir kılıcın keskin sesiyle kuşanacağım.
Önsüz bir önlük olan kimliğimi doğmamış kardeşlerime bağışlıyorum,
Hasankeyf'e, Ararat’a, Nemrut’a haber saldım
Kaç cemre varsa sinemde toplayıp insanlığım ölmeden öleceğim!


Fanilerden kimseye haber vermişliğim yok;
Azrail’le arama annem girsin istemiyorum,
Kürdün gelinine duvak olsun ellerine kına yaktığım ruhum,
Bilirim bir inkılabın acı gerçeğidir, ki birçoğunuz Kuran bilmezsiniz,
Lakin boş yere ağlamak yerine ardımdan birer Fatiha gönderiniz...


Hangi zulüm saldı yüreğime gitmek sevdasını bilmiyorum,
Bu dakikadan sonra yaşamaya değer tek şey de görmüyorum,
Urfa isotuyla ballandırdım ustura ağzı bütün yollarımı,
Benden sonra bin yıl yaşayacak ceninlere selam olsun;
Ardımdan süt dişi sökülmüş derin geceler bırakıyorum....

2011 Digmismasivi

Necip Abdurrahmanoğlu